Page 167 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 167
2 / BAKARA SÛRESİ · 102 – 103
maddeler veya ilâçlar içirerek bir kısım insanları etkileme, umulmadık
yöntemlere başvurarak insanları birbirine düşürme gibi gerçekte nor-
mal olan bir olayın olağan üstü bir yanı varmış gibi gösterilmesinden iba-
ret olduğunu belirtmişlerdir. Bunlar mümkündür, fakat gerçek anlam-
da sihir değildir. İbn Haldûn, Mukaddime’sinin (s. 497) “Sihir ve Tılsım
İlimleri” başlıklı bölümünde bazı insanların, ruhun (nefis) kuvveti veya
şeytânî güçlerin yardımıyla varlıkları etkileyerek, yıldızların ruhaniyetini
celbederek, bu sayede varlıklar üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri-
ni, nitekim kâhinlerin “şeytânî güçler yardımıyla gayb konularını bilme
özelliğine sahip olduklarını” düşünmektedir. Ehl-i sünnet çizgisindeki
müfessirler de, özellikle konumuz olan âyet ile Felâk sûresinin 4. âyetine,
bazı hadis veya haberlere dayanarak genellikle sihirde kısmî bir gerçeklik
payı bulunduğu kanaatindedirler.
Bununla birlikte a) hakiki olanının hayalî olanından ayırt edileme-
mesi, b) böyle bir ayırıma imkân veren objektif ölçüler bulunmaması,
c) dolayısıyla kontrol edilemez olması, d) Allah’ın kurduğu tabii düze-
ni değiştirmeyi amaçlaması, e) insanların bilimsel gerçeklere (meselâ
bilimsel tedavi yöntemlerine) güvensizlik duymalarına yol açması,
f) insanların zaaflarını, dertlerini, korkularını veya ümitlerini sömürmeye
ve onları aldatmaya elverişli olması gibi sakıncaları sebebiyle büyücülerin
veya sihirbazların birçok gizli şeyi bilebildiği, tabiat üstü işler başarabil-
diği şeklindeki yaygın inançlar, birkaç istisna dışında bütün kaynaklar-
da İslâm’a aykırı görülmüş; sihri mubah saymanın, haramı helâl saymak
anlamına geleceği, bu sebeple de müslümanın dinden çıkmasına sebep
olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca en yetkili ve güvenilir müslüman
bilginler, bir kimsenin, sihrin haram olduğuna inanmakla birlikte, sihir
yapmasının veya yaptırmasının ya da sihre ve sihirbaza inanmasının da
büyük günah olduğu konusunda ittifak etmişlerdir (bu husustaki hadisler
için meselâ bk. Buhârî, “Vesâyâ”, 23; Müslim, “Îmân”, 144; Ebû Dâvûd,
“Vesâyâ”, 10). Aslında sihir menfaat amaçlı bir uygulama olduğundan
Allah, Peygamber ve din gibi kutsal gerçekleri tanımaz; bununla birlik-
te ihtiyaç duyduğunda söz konusu değerleri menfaat ve başarı aracı ola-
rak kullanmaktan da çekinmez. Bütün bu anlayış ve uygulamalar, Allah’ın
irade ve kudretinin üstünde işler başarabileceği iddiasında olan veya öyle
sanılan ya da eyleminin içeriğinde böyle bir iddia saklı bulunan sihirbaza
169

