Page 571 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 571

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 45 – 51



           zı ve zekâtı emretmiştir (Meryem 19/31); ayrıca “Ey İsrâiloğulları! Bilin
           ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed
           isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim”
           (Saf 61/6) diyerek Hz. Muhammed’in geleceğini müjdelemiştir.
             Kur’an’da Hz. Îsâ’nın babasız dünyaya gelişi ilâhî kudretin bir tecellisi
           olarak nitelenmekte ve bu sûrenin 59. âyetinde onun yaratılışıyla Âdem’in
           yaratılışı arasındaki benzerliğe işaret edilmektedir. Ayrıca Kur’an’da Hz.
           Îsâ’nın kendisini asla ilâh olarak takdim etmediği açık biçimde belir-
           tilmektedir (bk. Mâide 5/116-117; Hz. Îsâ’nın Hıristiyanlık’taki “teslîs”
           inancının bir öğesi haline getirilmesi ve Kur’an’ın bu anlayışı mahkûm
           etmesi hakkında bk. Nisâ 4/171; Mâide 5/72-76). Öte yandan Kur’an Hz.
           Îsâ’nın öldürülmediğini, çarmıha da gerilmediğini; Allah katına yüksel-
           tildiğini bildirmektedir (bu konuda bilgi için bk. Nisâ 4/155-161).
             Kelime, gerek sözlü gerek sözsüz anlatımları ifade eden bir sözcüktür.
           Âyet-i kerîmede Hz. Îsâ’dan kelime diye bahsedilmesi değişik şekillerde
           açıklanmıştır. Yaygın olan yoruma göre Hz. Îsâ, insanın meydana gelme-
           sinde bilinen şeklin dışında (baba faktörü olmaksızın) yani yüce Allah’ın
           “ol” sözünün doğrudan sonucu olarak ana rahmine düştüğünden böyle
           anılmıştır. Esasen bütün yaratılmışlar, Cenâb-ı Allah’ın varlık verme
           (tekvîn) iradesinin eseri olarak, fakat yine O’nun iradesiyle var olan ve
           işleyen bir sebepler manzumesi içinde meydana gelirler. Hz. Îsâ’da ise
           Allah Teâlâ baba faktörünün bulunmamasını murat ettiğinden, onu bu
           mûcizevî yaratılışının belirgin bir ifadesi olmak üzere “kendisinden bir
           kelime” şeklinde anmıştır (Râzî, VIII, 47; İbn Âşûr, III, 245). Bu yorumla
           bağlantılı olarak bazı eserlerde “kelâm” ve “kelime” sözcükleri arasındaki
           ilişkiye değinilir ve ikincisinin daha kapsamlı olduğuna dikkat çekilir:
           Kelâm “sırf işitme duyusu aracılığı ile bir mâna telkin edilmesi”ni ifade
           ederken, kelime “gerek işitme gerekse görme duyularıyla telkin edilen
           mânalar”ı kapsar. Buna göre ağızdan çıkan anlamlı sesler veya kitapta
           yazılı anlamlı yazılar kelime olduğu gibi, evrene bir bakıldığında belirgin
           biçimde algılanan ve gözden gönüle geçip his etkisi altında cüz’î veya küllî
           bir mâna telkin eden somut varlıklar da birer kelimedirler. İşte Hz. Îsâ da
           bunlardan biri idi ve Hz. Meryem’e böyle bir tesirle gelmişti (Elmalılı, II,
           1101). Bazı bilginler yüce Allah’ın daha önceki peygamberlere gönderdiği
           kitaplarda Hz. Îsâ’nın geleceğini bildirip ondan “söz” etmiş olması sebe-



                                                                                   573
   566   567   568   569   570   571   572   573   574   575   576