Page 572 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 572
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 45 – 51
biyle Hz. Îsâ’nın bu şekilde anıldığı kanaatindedirler. Başka bir yoruma
göre ise kelime, Cenâb-ı Hakk’ın Hz. Îsâ’ya verdiği bir isimdir (bk. İbn
Atıyye, I, 435; Hıristiyanlık’ta Hz. Îsâ’nın “kelime=logos” olarak nitelen-
mesinin anlamı hakkında bk. Nisâ 4/171).
Âyet-i kerîmede kelime sözcüğünün onu yüce Allah’a bağlayan bir ifa-
de içinde kullanılması, yani “O’ndan (Allah’tan) bir kelime” denmesin-
deki incelikler açıklanırken şu hususa dikkat çekilir: Buradaki “-den,
-dan, tarafından” mânalarına gelen “min” harfi, hıristiyanların ve hulûl
teorisi taraftarlarının (Allah’ın insan biçimine girdiğini savunanların)
düşündüğü gibi –hâşâ– Hz. Îsâ’nın O’ndan bir parça olduğunu belirtme
anlamında olmayıp, onun yaratılışında Allah’ın kelimesinin etkisinin
daha açık ve güçlü olduğunu ifade içindir. Bir başka anlatımla, baba faktö-
rünün bulunmadığı ve Hz. Îsâ’nın doğrudan doğruya O’nun “ol” emrinin
sonucu meydana geldiği vurgulanmaktadır (Râzî, VIII, 49). Burada “bi-
kelimetihî” (O’nun kelimesi) buyurulmayıp da “bi-kelimetin minhü”
şeklinde nekre (belirsiz) bir isim olarak geçmesinden hareketle bazı ifa-
de incelikleri tesbit edilmesi ise (bk. Elmalılı, II, 1101-1102) kanaatimiz-
ce isabetli değildir. Çünkü Nisâ sûresinin 171. âyetinde Hz. Îsâ hakkında
“kelimetühû” (O’nun kelimesi) ifadesi kullanılmıştır.
Âyet-i kerîmede Hz. Îsâ’nın lakabı olarak anılan mesîh kelimesini bir-
çok müfessir Arapça mesh kökünden türemiş kabul ederek buna değişik
mânalar vermişlerdir (bk. Râzî, VIII, 49-50). Kelimenin Ârâmîce aslı olan
meşîhâ ve İbrânîce aslı olan mâşiah, “sıvazlanmış” anlamına gelmekte
olup, İsrâiloğulları’nda hükümdarlık görevine başlarken kâhin (üst düzey
din adamı) tarafından kutsal yağ sürülmesi geleneğine bağlı olarak krala
mesih unvanı verilir olmuştur (bk. Zemahşerî, I, 189; Reşîd Rızâ, III, 305;
Ömer Faruk Harman, “Hz. Îsâ”, İFAV Ans., II, 423; a.mlf., “Mesih”, a.g.e.,
III, 224). Muhammed Abduh, Mesîh lakabının bu gelenek içinde taşıdığı
anlamın Hz. Îsâ’ya uygun düştüğünü şöyle açıklar: Hükümdar, adaleti ger-
çekleştirmesi ve halkın uğradığı haksızlıkları gidermesi için başa geçiri-
lir. Îsâ Mesîh de bunu yapmıştır. Zira yahudiler, Hz. Îsâ peygamber olarak
gönderildiğinde kutsal kitabın lafızlarına sımsıkı yapışmış, kutsal kitap
yazarlarının ve Ferîsîler’in anlayış ve kuruntularına mutlak biçimde tes-
lim olmuş bulunuyorlar, bu sebeple de büyük sıkıntılar çekiyorlardı. İşte
Mesîh onların dinin gerçek amaçlarına dönmelerini ve haksızlıkları orta-
574

