Page 459 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 459
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
yapan âyetler (65-68) bunun açık bir kanıtıdır. Hatta 64. âyetin tefsirinde
açıklanacağı üzere Ehl-i kitaba yapılan diyalog çağrısını, aslî şekliyle tev-
hid inancına dayalı din mensuplarına yapılmış genel bir davet biçiminde
anlamak mümkündür. Şevkânî’nin de belirttiği üzere, bu sûrede geçen
Ehl-i kitap ifadelerinin sadece hıristiyanlar hakkında olduğuna dair bazı
ilk dönem bilginlerinden nakledilen rivayeti mutlak biçimde doğru say-
mak mümkün değildir (I, 391); bu rivayeti, Bakara sûresiyle karşılaştırıl-
dığında burada hıristiyanlara ağırlık verilmiştir şeklinde anlamak daha
uygun olur. Âyetlerin sıralaması konusunda yukarıda işaret edilen bilgi-
ler dikkate alındığında, daima nüzûl sırasına ilişkin rivayetlerden hare-
ketle zaman tesbiti yapmanın isabetli olmayacağı açıktır. Âyetlerin anla-
şılmasında tarihî bilgiler ve nüzûl bilgileri önemli bir yardımcı role sahip
olmakla beraber, yorumu bu bilgiler içine hapsetmeksizin ve öncelikle
Kur’an’ın içerdiği mesajlar üzerinde dikkatle durulduğu takdirde yoru-
mun ufkunu genişletme ve sağlıklı sonuçlara ulaşma ihtimali artar. Tabii
ki, bu yorumların da kesinlik taşıyan verilerle çatışmamasına özen gös-
terilmesi gerekir. Buna göre, sûrede geçen ifadelerin de kimlere uygun
düştüğü noktasının esas alınması, kesinlik kazanmamış rivayet veya ihti-
maller dolayısıyla yoruma kesin bir üslûp katılmaması uygun olur.
Sonuç olarak sûrenin nüzûlü hakkında şu söylenebilir: Bakara ve Enfâl
sûrelerinin ardından hicretin 3. yılında Uhud Savaşı’ndan sonra nâzil
olmaya başlayan sûrenin tamamlanması muhtemelen hicretin 9. yılına
kadar sürmüştür (Emin Işık, “Âl-i İmrân Sûresi”, DİA, II, 307).
Adı
Sûre adını 33. âyetinde geçen “Âlü İmrân” tamlamasından al-
mıştır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. “İmrân ailesi” ile kimlerin
kastedildiğine ilişkin görüşlere ilgili âyette değinilecektir.
Bu sûrenin “Emân”, “Kenz”, “Mücâdile”, “İstiğfâr”, “Ma‘niyye” ve
“Tayyibe” gibi isimleri de vardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde Bakara
sûresi ile birlikte Âl-i İmrân sûresini “Zehrâvân” (iki çiçek; nurlu, parlak
iki sûre) olarak nitelendirmiştir.
461

