Page 456 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 456
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
göre âyin yapmak istediler. Resûlullah onlara müsaade etti. Heyet birkaç
gün Medine’de kaldı ve müslümanlar tarafından ağırlandı. Bu süre için-
de heyetin ileri gelenleriyle Hz. Peygamber arasında Allah inancı ve Hz.
Îsâ’nın durumuna dair önemli tartışmalar cereyan etti. Heyet mensupları
arasında tam bir inanç birliği olmadığı gibi, sorulan sorulara verdikle-
ri cevaplar da tutarlı değildi. Hz. Îsâ için bazan “Allah” bazan “Allah’ın
oğlu” bazan da “üçün üçüncüsü” diyorlardı.
Hz. Peygamber onların iddialarını çürüttükten sonra, kendilerini bağ-
layacak sorular yöneltti. Sonunda sükût etmek zorunda kaldılar. Bunun
üzerine Resûlullah onları İslâm’a davet etti. Bu teklife karşı direnme yol-
larını denediler:
– “Ey Muhammed! Sen Îsâ’nın, Allah’ın kelimesi ve O’ndan bir ruh
olduğunu söylemiyor musun?” dediler. Resûlullah:
– “Evet” deyince:
– “İşte bu bize yeter” dediler. Allah Teâlâ resulüne onları “mübâhele”ye
(açık biçimde lânetleşme) davet etmesini vahyetti (bu konuda ayrıntılı
açıklamaya 61. âyetin tefsirinde yer verilecektir). Resûl-i Ekrem bu çağ-
rıyı yapınca bir gün süre istediler.
Bu konuda ne yönde bir karar alabileceklerini kendi aralarında müza-
kere ederlerken içlerinden biri şöyle dedi: “Îsâ efendimizle ilgili çekiş-
meyi çözüme bağlayışından anlaşılmış oldu ki Muhammed gerçekten
Allah’ın gönderdiği bir peygamberdir. Bilirsiniz ki bir toplum peygam-
berle lânetleşmeye kalkışırsa Allah, büyüğüyle küçüğüyle onları mahve-
der. Dinimizde kalmaya kararlıysanız, bu zatla lânetleşmeye girmeyiniz
ve iyilikle ayrılınız.”
Sonunda Hz. Peygamber’e gelip şöyle dediler: “Ey Ebü’l-Kasım!
Seninle lânetleşmeye girmemeye, seni dininle baş başa bırakıp kendi
dinimiz üzere kalmaya karar verdik. Fakat biz senden hoşnuduz ve sana
güveniyoruz. Ashabından uygun birini aramızdaki malî ihtilâfları çözmek
üzere bize gönder.”
Resûlullah bu talep üzerine Ebû Ubeyde b. Cerrâh’ı bu iş için görevlen-
dirdi. Rivayete göre Hz. Ömer, hiçbir zaman yöneticilikten hoşlanmadığı
halde, Hz. Peygamber’in söz konusu görev için karar verdiği gün, haya-
tında ilk defa içinde bu arzuyu duyduğunu ve kendisinin tayin edileceğini
458

