Page 661 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 661
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 121 – 129
129. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Dilediğini bağışlar
dilediğine azap eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Tefsiri
121-122. Bu âyetler, Uhud Savaşı’yla ilgili olup 120. âyette yer alan sab-
retme ve disiplinli davranma tavsiyelerine uyulmadığı takdirde neler ola-
bileceğini müslümanlara göstermek ve bundan ders almalarını sağlamak
için savaş günlerinde cereyan eden bazı önemli olayları hatırlatmaktadır.
Uhud, Medine’nin yaklaşık 7,5 km. kuzeyindeki meşhur dağın ismi
olup savaş bu dağın eteklerinde meydana geldiği için bu adı almıştır.
Uhud Savaşı, hicretin 3. yılında (625) ve Bedir Savaşı’ndan yaklaşık on
beş ay sonra şevval ayının ortalarında cumartesi günü meydana gelmiştir.
Kureyşliler Bedir Savaşı’ndaki (624) yenilginin ve kaybettikleri yakınla-
rının intikamını almak maksadıyla Ebû Süfyân’ın kumandasında, çeşitli
Arap kabilelerinden oluşan 3000 kişilik bir orduyla Medine üzerine yürü-
yerek şehrin kuzeyindeki Uhud dağı yakınlarında bir yerde mevzilendiler.
Durumu haber alan Hz. Peygamber arkadaşlarını toplayıp şehrin için-
de kalarak savunma savaşı veya dışarı çıkarak meydan muharebesi yap-
ma konusunda onlarla istişare etti. Hz. Peygamber ve tecrübeli sahâbîler
Medine içinde kalıp savunma savaşı yapma taraftarıydılar. Münafıkların
reisi Abdullah b. Übey b. Selûl de aynı kanaatte idi. Bu görüşü benimse-
yenler, Medine’nin tabii durumunun savunmaya elverişli olduğunu, şehir
içerisinde düşmanı kuşatmanın daha kolay olacağını ve böyle bir savaş-
ta kadın ve çocukların da yardım edebileceklerini söyleyerek tezlerini
savundular. Fakat özellikle Bedir Savaşı’na katılmamış olan genç sahâbîler
düşmanı Medine dışında karşılamak ve meydan savaşı yapmak istediler.
Bunların ısrarlı istekleri üzerine Hz. Peygamber şehrin dışına çıkmaya
karar verdi, 1000 kişilik bir ordu hazırladı, zırhını giyerek ordusunun
başına geçti. Durumun ciddiyetini sonradan kavramış olan gençler Hz.
Peygamber’in ictihadına aykırı bir görüşte ısrar edip onu istemediği bir
işe razı ettikleri için pişman oldular, bu durumu Hz. Peygamber’e arzetti-
lerse de Resûlullah, “Bir peygamber zırhını giydikten sonra, Allah (onunla
düşmanı arasında) hükmünü verinceye kadar savaşmadan onu çıkarması
doğru değildir” buyurdu (Buhârî, “İ‘tisâm”, 28; Müsned, III, 351).
663

